Aile ve Çift Terapisi Nedir?

Klinik alanda farklı terimlerle ifade edilen “Evlilik Terapisine bir biriyle çatışma yaşayan iki insanın etkileşimini değiştirmek üzere düzenlenmiş psikoterapi yöntemidir. Evlilik terapisi üzerine eğitim almış bir psikoterapist çiftle terapötik bir anlaşma evlilik terapisi üzerine eğitim almış bir psikoterapist çiftle terapötik bir anlaşma yapar. Terapist belli eletişim yöntemleri aracılığıyla eşler arasındaki rahatsızlığı azaltmaya, uyumu bozan davranış

Çiftler arası çatışmalar Çatışma nedir? Bireylerin karşılıklı olarak birbirlerinin ihtiyaçlarına müdahale etme durumu ya da, değerleri ve anlayışları uyuşmadığında kişilerin aralarında ortaya çıkan uyuşmazlık, kavgalar ve çatışmalardır diyebiliriz. Çatışma, ilişkideki gerçek durumun ortaya çıkma anıdır. O anda genellikle ilişkinin gerçekliği sınanabilir, çiftlerin aralarındaki ilişki güçlenir yada zayıflama görülür. Bu durumda kırgınlıklar, gizlenilen düşmanlık duyguları, gizli

Temel Seviye Meditasyon

Detaylı Bilgi: Fatma Handan Senan – 0535 229 56 17 Facebook: Acces bars uygulama. Facebook: Sevgiyle bir dilek tut  İnsanlar Nasıl Gelişir? Doğmadan önce, ana rahminde beyninizin merkezi sinir sistemi gelişmeye başlar. Ölçülen ilk frekanslar delta frekanslarıdır. Daha sonra beyne ve bedene bilgi getiren tüm duyusal mekanizmaların tamalanmasıyla beynin gelişimi tamalanır. Beynin kullanımını gelişip büyüdükçe öğreniriz. Bir yaşın

Reiki Nedir?

Detaylı Bilgi: Fatma Handan Senan – 0535 229 56 17 Facebook: Acces bars uygulama. Facebook: Sevgiyle bir dilek tut  Reiki kelimesi Japonca ‘da Transandantal ruhun enerjisi yani kozmik yaşam enerjisi demektir. Yediden yetmişe herkesi maddi manevi sağlığa götüren bir ışık (Enerji) yoludur. Tanrısal sevgisiyle bütüne yönelik ve içinde varoluş ruhunu taşıyan her varlığa, ayırım gözetmeksizin, ancak tekâmül sınırlarına

Aton Şifa

Detaylı Bilgi: Fatma Handan Senan – 0535 229 56 17 Facebook: Acces bars uygulama. Facebook: Sevgiyle bir dilek tut  Aton Şifa Enerjisi : Yaşamda kaotik ortamda kişinin kurmasına yardımcı olur. -Huzur ve dinginlik hissini arttırır. -Bireysel uyanisa ve algı düzeyinin yükselmesine yardımcı olur. -Mezar olarak adlandırdığımız “rahim” yogunluklard kontrol kurup “Omega” (Rab) kapısından geçişi hızlandırarak “Rahman” da Tanrısal gücü

Access Bars

Detaylı Bilgi: Fatma Handan Senan – 0535 229 56 17 Facebook: Acces bars uygulama. Facebook: Sevgiyle bir dilek tut  “Access Bars seansında gerçekleşen şey, bedende enerjilerin kolayca akmasını sağlamaktır. Bu da düşüncelerin, hislerin ve duyguların daha kolayca dağılmasını sağlar ve beden daha rahatlamış hale gelir. “En kötü senaryo harika bir masaj yaptırmış gibi hissedersiniz, en iyi senaryo tüm

Majör Depresyon Nedir ?

Majör Depresyon Nedir? Depresif duygu durum, intihar düşüncesi, suçluluk veya değersizlik duyguları, ilgide ve zevk almada azalma; uyku bozukluğu, kiloda azalma veya artma; psikomotor yavaşlama ve ajitasyon; yorgunluk veya enerji kaybı, konsantre olamama veya kararsızlık gibi belirtilerin 5 veya daha fazlasının kişide 2 haftadan uzun sürmesiyle ortaya çıkan durumdur. Kimlerde, ne sıklıkla görülür? Majör depresyonun

KENDİ EVİNİZDE, İŞYERİNİZDE TERAPİ ALIN.  Panik atak sorunu olup evden çıkamıyorum, ben şimdi nasıl giderim yada benim gelebilme ihtimalim yok diyorsanız bizler size geliyoruz. Evet yanlış okumadınız, terapiyi sizin evinizde, işyerinizde veriyoruz. 05553255929 Hemen bizi arayın detaylı bilgi alın.   BİLİŞSEL FARKINDALIK: Öncelikle negatif düşüncelerden arındırma ile başlıyoruz. Kalp krizi geçireceğim, öleceğim, kontrolümü kaybedeceğim, bayılacağım gibi

Kabusunuz Vajinismus aslında çözümü kolay genellikle psikolojik kökenli bir rahatsızlıktır. Problemin alt katmanlarını incelediğimizde geçmiş yaşamınızdaki kötü olaylar ve çevrenin üzerinizdeki etkisi görülmektedir. Konuya özel vajinismus tedavisi web sitesi hazırladık burada etraflıca problemin sebebi, evreleri, türleri, tedavi yöntemlerini anlattık.  Vajinismus rahatsızlığı için jinekolog kontrolünden geçtiyseniz ve biyolojik olarak bir sorun tespit edilmez ise  artık bir

Sınav Kaygısı Nedir?

Günlük hayatta hissetmediğiniz gerginlik, kaygı, korku, stres gibi duyguları sınava girerken hissediyorsanız ve bu duygular sınavda kötü bir performans sergilemenize yol açıyorsa sınav kaygısı yaşıyorsunuz demektir. Sınav kaygısını anlamak için öncelikle üçlü psikolojik mekanizmayı anlamamız gerekir. Düşünce à Duygu à Davranış Bu üçlü mekanizma dairesel bir yörünge takip eder. Üçü de birbirini etkiler. Bütün psikolojik sorunların temelinde bu üçlü

Sınav Kaygısının Tedavisi

Sınav kaygısının tedavisi … Sınav kaygısının tedavisi kolaydır. Geçmiş yıllarda çok ilginç ve farklı kişilerle çalıştık.Öğrencimiz 4 yıldan beri dershaneye gidiyor.Dershane birincisi ama sınavda barajı geçemiyor.Bu şekilde aşırı yaşıyordu kaygı ve korkuyu.Sınav korkusu öğrenilmiş bir korkudur.Tedavisinde Bilişsel-Davranışçı teknikler kullanılır. Dikkatini başka noktalara odaklama, köprü objeler kullanma, kendi kendine telkin etme, düşünceleri durdurma, iç diyalogu kurma gibi

Öğrenci sınavda bildiklerini unutur. Okuduğunu anlamaz ve düşüncesini toparlayamaz. Dikkati tamamen dağılır. Sınava odaklanamaz ama sınav sonucunda yaşayacağı başarısızlığa odaklanır. Hafızası tamamen zayıflar. Var olan enerjisi tükenir. Sınav esnasında fiziksel sorunlar ortaya çıkar. Bayılır. Burnu kanar. Çişi gelir.

Sosyal etkiden korkma…El alem ne der.Kimsenin yüzüne bakamam. Düzenli ders çalışma alışkanlığının olmaması. Zaman problemi yaşama.Örneğin;yetiştirememe gibi., Kendisinin veya ailesinin beklenti düzeyinin yüksek olması. Erteleme alışkanlığının olması.Yarın yaparım gibi… Kendisinin yada ailesinin mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip olması. Geçmiş dönemlerde ailede yada okulda sınavla ilgili olumsuz bir durum yaşaması. Kişinin sürekli olayların olumsuz yönüne odaklanması. Sınavı

Belirtileri… 1. -Terleme, titreme,kızarma. 1. – İshal yada kabızlık hali. 2. – Boğulma hissi yada hızlı nefes alıp-verme. 3. – Genel bir gerginlik ve sinirlilik hali. 4. – Düzensiz uyku,kabus görme hali. 5. – Konsantrasyon bozuklukları. 6. – Ağızda kuruluk oluşması. 7. – Mevcut ortamdan uzaklaşmak isteme. 8. – Mide bulantıları, kusma refleksi. 9. – Hızlı kalp atışı ve çarpıntısı. 10. – Dikkatte dağılma, şaşkınlık,

Obsesif Kompulsif Bozukluktaki Karakteristik Özellikler: – Obsesyon sizi burada ve şimdi yaşamaktan alıkoyar. Ya geçmişteki bir olaya kafayı takarsınız veya gelecekle ilgili endişeler zihninizi meşgul eder. – Obsesif Kompulsif bozukluk, toplumun %1 –2 sini etkilemektedir. – Genellikle davranış yada hareketlere bir korku duygusu eşlik etmemekte, bunun yerine tiksinti ve nefret duygusu yer almaktadır. – Problem, sorumluluğu alabilecek bir başka

Obsesyonların ortaya çıktığı alanlar genellikle şunlardır: Fiziksel Şiddet: Kendisine veya başkalarına, kendisinin veya başkalarının zarar verebileceği saplantısı. Bununla ilgili obsesif düşünce; bebeğime kötü bir şey yapacağım, kompulsif davranış ise; bebeği veya çocuğu ile yalnız kalamama, bıçak ve plastik torba gibi, zarar vermede kullanabileceği eşyaları ortadan kaldırma davranışıdır. Bulaşma: Tehlikeli hastalıkların,mikropların,virüslerin bulaşacağı korkusunu yaşarlar.Onun için temizlik çok

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) :  İstem dışı ortaya çıkan, kişiye yabancı ve onu rahatsız eden, negatif olarak değerlendirilecek anlama sahip, bilinçli çabalarla atılamayan, sürekli tekrarlanan düşüncelere Obsesyon ( Saplantı) denir. Bu tür düşünceleri atmak veya ortadan kaldırmak için yapılan istem dışı davranış ve hareketler de Kompulsyon ( Zorlantı) olarak adlandırılmıştır ki, tekrarlayan ve rahatsız edici

Hipnoz Nedir?

Hipnoz, değişik bir “farkına varma” durumu olarak tanımlanabilir. Birey çevreden kontrollü bir şekilde ayrılır. Kendisine verilen bilgi, hiçbir şekilde eleştirilmeksizin merkezi sinir sistemine ulaşır. Bireyin dikkati, hipnotizörler tarafından seçilen spesifik alana çekilir ve konsantre halinde devamlılığı sağlanır. Ayrıca, bireyin istenmeyen enformasyona karşı hassaslığı ve uyanıklığı da temin edilir. Trans durumu, kesif bir konsantre olma halidir.Fizyolojik

1993 yılından beri profesyonel olarak kekemelik tedavisiyle uğraşıyoruz. Uyguladığımız teknikler bütüncüldür. Terapi sürecinde yüzlerce teknik öğretiriz. Bilimsel ve profesyonel çalışırız. Şimdiye kadar binlerce insan aldık, tedavi ettik ve gönderdik. Şunu kesinlikle söyleyebiliriz; kekemelik yüzde yüz tedavi edilebilecek bir sorundur. Bunun için kekemeliğin alt boyutlarına bakmak lazım. kekemelik Tedavisi Kekemeliğin 5 tane alt boyutu var: 1-

Kekemelik; medenî milletlerin hayat şartlarından doğmuş, fertlerin medenî hayatları ve kültür seviyeleriyle ilgili yeni bir sorun değildir. Kekemelik, insanlık tarihi kadar eskidir. Musevilerin tarihinde çok önemli bir rol oynamış bulunan Musa Peygamber’in kekeme olduğu İncil’de yazılıdır. (Ayet IV. 10-16). Keza, Aristotel, Virjil, İmparator Klavdi gibi, insanlık tarihinde önemli roller oynamış daha birçok ünlülerin kekemelikten duydukları

KİMLERİ TERAPİYE ALMIYORUZ. Biz her gelen insanı terapiye almıyoruz. – 9 yaşın altındaki çocukları – Okuma-yazma bilmeyenleri – Zihinsel engellileri – 70 Yaşın üstündekileri tedaviye almıyoruz. Bu saydıklarımızın dışında kalan her insan kesinlikle iyileşebilir. Her iş bir emek,çaba,gayret ister. Bu terapide bunları gerektiriyor. HERKES KEKEMELİĞİ TEDAVİ EDEBİLİR Mİ? Hayır…Hayır…Hayır… Kesinlikle her insan kekemeliği tedavi edemez.

Biz kekemeliği kendi içinde 5’e ayırıyoruz: a-Düşünce Kekemeliği : Bu kekemelik çeşidinde negatif düşünce çok baskındır. 26 yaşında bir kekeme görüşmeye gelmişti. 1 saat görüştük ama çok az takıldı. Aynı kişi ertesi gün annesi ile beraber geldi. Annesinin yanında hiç konuşamıyordu. Yabancı insanlarla çok rahat konuşurken kendi akrabası olduğunu bildiği insanların karşısında hiç konuşamıyordu. İsterse

Kekemeliğe tıbbi yaklaşım kekemeliğe tıbbi bir bozukluğun neden olduğu görüşü 1930? lu yıllarda oldukça yaygınlaşmış ve kekemeliğin bedensel bir bozukluğun bir belirtisi olduğuna inanılmış ve bu nedenle kekemelerdeki solunum, kalp atış hızı, kan basıncı, beyin dalgaları, refleksler ve bazal metabolizma ile ilgili bir çok araştırma yapılmıştır.Ancak yapılan çok sayıdaki araştırmalardan elde edilen bulguların çelişkili olduğu

Kendiliğinden ve beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan panik ataklarla giden bir klinik tablodur. Panik atak aniden ve beklenmedik biçimde ortaya çıkan , ½-1 saat süreli, bedensel belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir anksiyete nöbetidir. Ataklarda çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, boğulma hissi, göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, sersemlik, kontrolünü kaybedeceği korkusu, çıldıracağı korkusu, ölüm korkusu, uyuşma

Küçük bir çocuğun peltek peltek konuşması sevimli olabilir ama uzun süren pelteklik bir konuşma sorunu sayılır. Çoğu çocuk yeni konuşmaya başladığında peltektir. Bunun nedeni çok basittir. Bazı sesleri, özellikle de “b”, “z” ve “r” seslerini çıkarmak, ötekilerden daha zordur. Çocuklar, konuşmayı öğrenmeye başladıklarında, hemen bütün sesleri yetişkinlerin çıkardığı biçimde çıkaramazlar. Konuşma yavaş yavaş öğrenilir. Çocuk

Pelteklik Nedir?

Küçük bir çocuğun peltek peltek konuşması sevimli olabilir ama uzun süren pelteklik bir konuşma sorunu sayılır. Çoğu çocuk yeni konuşmaya başladığında peltektir. Bunun nedeni çok basittir. Bazı sesleri, özellikle de “b”, “z” ve “r” seslerini çıkarmak, ötekilerden daha zordur. Çocuklar, konuşmayı öğrenmeye başladıklarında, hemen bütün sesleri yetişkinlerin çıkardığı biçimde çıkaramazlar. Konuşma yavaş yavaş öğrenilir. Çocuk

Çocuklardaki bazı sorunların okuldaki güçlüklerden kaynaklanabilmesine karşılık, peltek konuşmanın okulla pek ilgisi yoktur. Tedavisiz bırakılmış diş sorunları olmadıkça pelteklik, büyümenin bir parçası olarak kabul edilebilir. Ancak çocuk, bazı sesleri söylerken sürekli olarak diliyle dişlerini zorlarsa, ön dişlerin hafif öne doğru çıkık olmasına neden olabilir. Bazı sözcüklerin doğru telaffuz edilememesi kadar anlaşılamayacak kadar bozuk konuşma da,

1. Psikolojik varsayımlar  : a. Psikoanalitik varsayım: Bu görüşe göre anksiyete temelde bir iç çatışmanın (intrapsişik) ürünüdür. Buradaki çatışma benlik ile altbenlik, yada benlik ile üstbenlik arasında oluşabilir. Altbenlikden haz ilkesi doğrultusunda doyum arayan dürtüler üstbenliğin gerçekleri tarafından engellenir. Benlik bunlar arasındaki çatışmayı çözerek dürtüyü bastırırsa (represyon) sorun çözülür. Benlik çatışmayı çözemezse, bastıramazsa bunu tehlike olarak

Temel olarak anksiyete bozukluklarında belirtiler benzerdir. Ancak kullanılan savunma düzeneklerine göre farklı belirtiler eşlik ederek farklı klinik tablolar oluşur.  Genel anlamda anksiyetenin 4 temel klinik özelliği vardır. Bilişsel belirtiler: Gerçeklik duygusunda değişme, çevrenin değişiyor gibi algılanması, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü, kontrolünü yitirme kaygısı, fiziksel zarar göreceği endişesi. Affektif belirtiler: Korku,huzursuzluk, endite, çaresizlik, alarm duygusu, panik . Davranışsal

Şiddet nedenleri çok çeşitli ve karmaşıktır. Kolay anlaşılabilmesi açısından genel anlamıyla şiddetin, özel anlamıyla ise aile içi şiddetin nedenlerini, biyolojik nedenler, psikolojik nedenler ve sosyal nedenler olmak üzere üç ana başlık altında toplamak mümkündür. Aile İçi Şiddetin Biyolojik Nedenleri: Biyolojik nedenler arasında, erkeklik hormonlarının etkisi,  şizofreni, paranoid şizofreni gibi bazı akıl hastalıkları ile antisosyal kişilik

Aile İçi Şiddet Tipleri

Aile içi şiddet, uygulanışı ve şiddetin uygulandığı kişiler dikkate alındığında farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Uygulanışına göre : Fiziksel, duygusal (psikolojik) ve ekonomik şiddetten söz edilebilir. Fiziksel Şiddet Aile içi şiddetin en sık olarak uygulanan biçimidir.  Sarsma, hırpalama, tokat atma, dayak atma,  bireye cisimler atma, duvarlara vurma, saçından tutup yerlerde sürükleme, itme, sopave odun ile dövme,

Ail İçi Şiddet Nedenleri

Kişilerin beslenme ve bakım gereksinimlerini karşılayan, güven duygusu veren, beden ve akıl sağlığını koruyan ve geliştiren bir birim olması gereken aile, çoğu kez, her çeşit şiddetin beslendiği ve uygulandığı tek odak olmaktadır. Aile dışında gerçekleşen şiddet için toplum sorumlu tutulurken, aile içinde oluşan şiddet gizli kalmakta, özel hayat olarak kabul edilmekte, çoğu kez de olağan

Genel Anlamda Korkular

Kaybetme Korkusu: Genel bir korku olup evrensel bir olaydır. Annemizden ayrılma, sevdiklerimizin ölümü, hastalıklar ve ailede yaşanan depresyonlar çocuk dünyasında kaygı yaratır. Kabul Edilmeme: Çocuğun ilk üç yılı, gelecekteki anne-baba ile ilişkisi açısından son derece önemlidir. Dünyaya gelen çocuğun anne – baba tarafından nasıl algılandığı ve kabul edildiği büyük önem taşır. 0-6 Ay: Varolmayı ve kabul edilmeyi

Korkunun doğal bir duygu olduğunu kabul ederek: Asla çocuklarınızın korkularıyla dalga geçmeyin, alay etmeyin, yaşadığı korkuları anlamaya çalışın. Korkuyu besleyen durumlardan koruyarak: Televizyon, bilgisayar oyunları, korkuyu besleyen faktörlerdir. Bunların denetimi önemlidir. 8-9 yaşlar görsel olarak etkilenme yaşlarıdır; çocukları bu dönemde korku yaratacak TV programlarından ve bilgisayar oyunlarından korumalıyız. Kendi korkularımızın bulaşmasını önleyerek: Normal olarak korkulmayacak

Alt Islatmanın Nedenleri

Ailenin verdiği eğitimin yetersiz olması,alt ıslatmanın önemli bir nedenidir. Anne babaların alt ıslatmayı bir sorun olarak görmemeleri , ileri yaşlardaki çocuğun altının bağlanması yada çok katı bir tuvalet eğitiminin verilmesini olumsuz yaklaşımlar arasında sayabiliriz . Özellikle tuvalet eğitimine çok erken başlanması,alt ıslatmanın birden bire kesilmesinin beklenmesi ve altını ıslatan çocuğa ceza verilmesi katı yaklaşımın örnekleridir.

2. Yaş: Bu dönemde çocuklarda seslerle ilgili korkular vardır (Tren, kamyon, karanlık, gök gürültüsü, koyu renk şapka gibi). Çocuklar bu yaşta yüksek, ani ses ve gürültüden korkarlar. 2,5 Yaş: Bu yaş grubunda değişiklikler çocukları korkutur. Oyuncağın, yatağın yer değiştirmesi gibi değişikliklerden çocuklar rahatsız olur. Zaten kendisi çok hızlı bir biçimde değişmektedir. Hiç olmazsa kendisi değişirken etraf değişsin

Genel Tıbbi Duruma Bağlı Anksiyete Bozukluğu; Başlıca özelliği genel tıbbi bir durumun fizyolojik etkilerine bağlı, klinik açıdan belirgin anksiyetenin bulunmasıdır. Belirtileri arasında yaygın anksiyete bozukluğu, panik atakları yada obsesyonlar bulunabilir. Öykü, fizik bakı ve laboratuvarda genel tıbbi duruma bağlı kanıtlar bulunabilir. Hipertiroidi, hipotiroidi, feokromasitoma, vit B12 eksikliği, kardiyak aritmi, hipoglisemi, anemi, kronik obstrüktif akciğer hastalıkları,

Anksiyete Spesifik Fobi

Özgül bir nesne yada durumun varlığı, yada bununla karşılaşacak olma beklentisiyle başlayan aşırı, anlamsız bir korkudur. Fobik uyaranla karşılaşılınca birden başlayan anksiyete tepkisi ortaya çıkar. Panik atak halini alabilir. Kişi korkunun aşırı yada anlamsız olduğunu bilir.Yine de bu durumlarla karşılaşmamak için kaçınma davranışına girer. Fobik uyaranla karşılaşma ile ilgili kaçınma, korku yada anksiyöz beklenti, kişinin

Anksiyete Sınıflama

Anksiyete bozuklukları DSM-IV’de alt başlıklar olarak ele alınmıştır. Bunlar: Yaygın Anksiyete Bozukluğu Panik Bozukluk- Agorafobi ile birlikte -Agorafobi ile birlikte olmayan Özgül Fobi Sosyal Fobi Obsesif-Kompulsif Bozukluk Posttravmatik Stres Bozukluğu Akut Stres Bozukluğu Genel Tıbbi Duruma Bağlı Anksiyete Bozukluğu Madde Kullanımına Bağlı Anksiyete Bozukluğu Başka Türlü Adlandırılamayan Anksiyete Bozukluğu

Hemen herkeste ciddi bir sıkıntıya yol açabilecek stresli bir olayla karşılaştıktan sonra ortaya çıkan; travmatik olayın düşlerde ve düşüncede tekrar tekrar yaşanması, travmayı hatırlatan olaylardan yada durumlardan kaçınma, duygusal tepkisizlik, otonomik aşırı uyarılmışlık hali , tetikte olma, irkilme ile giden bir klinik tablodur. Bu duruma yol açabilecek travmalar savaş, doğal afetler, yaşamı tehdit eden kazalar,

Obsesyon (saplantı) yineleyici, ısrarlı, anksiyeteye neden olan, istenmeden gelen benliğe yabancı (ego distonik) düşünce, dürtü yada düşlemlerdir. Kompulsiyon ( zorlantı) ise; obsesyonları kovmak için yapılan, yineleyici, kişinin kendini yapmaktan alıkoyamadığı davranışlar yada zihinsel eylemlerdir. Kişi obsesyonlarını kendi zihninin bir ürünü olarak görür, mantıksız yada saçma olduğunu bilir. Kompulsiyonlar ise obsesyonun doğurduğu anksiyeteyi azaltmak amacıyla yapılır, gerçekle

Kimler Depresyona Girer?

Depresyon çok yaygındır. Hepimiz, hayatımızın bir döneminde az da olsa bir miktar depresyon yaşarız. Napolyon, Churchille, Abraham Lincoln gibi tarihteki bazı ünlü kişilerin de depresyon yaşadıkları söylenmektedir: Çocuklar ve ergenler de depresyona girebilir ve bazıları, hayvanların da depresyona girebildiklerini söyler. Edinburgh’un ana caddesinde, bir köpek heykeli vardır. Bu heykel, 1858’de ölen sahibinin mezarını 14 yıl

Depresyonun Nedenleri?

Depresyona yol açan birçok etken vardır. Kalıtımsal nedenler, Biyokimyasal değişiklikler, Hormonal bozukluklar, Tedavide kullanılan bazı ilaçlar, Bazı organik nedenler, Psiko-sosyal olaylar, Sosyo-kültürel etkenler Bazı yaşam olayları depresyona yol açabilir. Birçok insanın aynı şartlarda yaşamasına rağmen, neden bazılarının depresyona girdiği, bazıların girmediği araştırılıp, tartışılmıştır. Biyolojik-genetik alt yapının depresyona yatkınlık gösterdiği kişilerin dış faktörlerle daha kolay depresyona

Duygusal Boyut Depresyon konusu içinde insanın psikolojik ve fiziksel işlevlerinin tümünü etkileyen pek çok belirti incelenmektedir. Depresyon, adı üstünde, aslında duygu durumundaki bir bozukluktur. Bu nedenle, ‘depresyon’ yerine ‘duygusal rahatsızlık’ terimi de sıklıkla kullanılmaktadır. Depresyonu yaşayan kişiler, en az iki hafta boyunca devam eden karamsarlık, iştahsızlık, sıkıntı ve keder duygularından yakınırlar. Bu duyguların gün boyu

Uluslararası Depresyonları Önleme ve Tedavi Komitesinin depresyonlu kişilerin tanınması amacıyla hazırladığı tanı ölçütlerinden yola çıkarak hazırlanan maddelerin 4-5 tanesine evet diyorsanız depresyonda olabilirsiniz. Hayattan eskisi kadar zevk alamıyorum, hiç bir şey ilgimi çekmiyor. Son zamanlarda karamsar, ümitsiz kötümser düşünüyorum. Kendimi yorgun, bitkin, halsiz hissediyorum. Uyku düzenim bozuldu. İştahım azaldı; kilo kaybettim. Bedenimde ağrılar, sızılar başladı,

Duygu durumundaki değişiklikler… Keder, elem, üzüntü, sıkıntı, karamsarlık, Olağan faaliyetlere karşı ilgisizlik, Hiçbir şeyin zevk vermemesi, hayatın anlamsız gelmesi, Ağlama isteği veya ağlama, Konuşmaya dahi isteksiz olma.Düşünce İçeriğindeki Değişiklikler… En başta umutsuzluk, karamsarlık düşünceleri (sorunun ilerleyeceği, her şeyin kötüye gideceği düşünceleri,) Benlik saygısında (kendine güvende) azalma (Kendini değersiz, günahkar, suçlu kabul etme, ciddi depresyonlarda kişi

Maskeli Depresyon: Sınıflamalarda yer almamakla beraber klasik kitapların çoğunda yer alır. Bu durumda klasik depresyon belirtileri yerine, bedenin değişik yerlerinde ağrılar, sızılar, uyuşmalar, karıncalanmalar, hissiyat azlığı, karakter bozuklukları, seksüel alanda ve beslenme ile ilgili davranışlarda bozukluklar; alkolizm, madde bağımlılığı gibi sorunlar ön plandadır. Yani temeldeki depresyonu bu şekilde (maskeli şekilde) dışa yansımıştır. A tipik Depresyon:

Depresyon Tedavi Edilebilen Bir Sorundur: Depresyon belirtileri iki haftadan fazla sürüyorsa, mutlaka bir uzmana gidip tedavi olmak gerekir. Uzmanların tedavide birçok seçenekleri vardır. 2-3 aylık bir tedavi ile ciddi düzelmeler sağlanabilmektedir. Tedavinin süresi, hastalığın ciddiyeti, süresi, tekrar edip etmediğine göre ayarlanır. Psikoterapi ile birleştirilen ve sosyal düzelmeler ile desteklenen tedaviler daha iyi sonuçlar vermektedir. Depresyon

Depresyon Nedir?

Depresyon her yaşta görülebilen bir sorundur. Majör depresyon (büyük depresyon) nöbetlerle gelen ve tedaviyle tamamen düzelen bir özelliğe sahiptir. Toplumun her kesiminde görülebilir. Psikolojik-Psikiyatrik hastalıklar arasında en sık rastlanan bir sorundur. Hayat boyunca her 100 erkekten 10’unun her 100 kadından 20’sinin depresyon geçirdiği araştırmalarla saptanmıştır. Depresyondaki bir insanda en dikkati çeken özellikler şunlardır: Elem, keder,

Erken boşalma tedavi edilirken öncelikle sorunun fizyolojik mi yoksa psikolojik kökenli mi olduğu araştırılmalıdır. Neden fizyolojik ise, hemen o nedeni ortadan kaldırmaya yönelik tedavi planlanır. Ancak neden genellikle psikolojik kökenlidir. Bu durumda ise genellikle psikoterapi uygulanır. Erken boşalma, tedavisi en kolay cinsel problemlerden biridir. Eşlerin beraberce katılacağı bir psikolojik terapide, tedavinin başarı ile sonuçlanma şansı

TOP