Erken Boşalmanın önemli sebeplerinden biri biyolojiktir. Kadın ve ereklerin orgazm süreleri farklıdır.Örneğin; Erkekte normal fizyolojik boşalma ve orgazm penis vajene girdikten 2-3 dakika sonra olmaktadır. Oysa kadınlarda normal fizyolojik orgazm ve doruğa ulaşma penis vajene girdikten yaklaşık 12-14 dakika sonra olmaktadır. Ancak çoğu kadın sadece penisin vajene girmesi ile orgazma ulaşamaz diğer cinsel uyarılara da

Erken Boşalma Nedir?

Erken Boşalma Erkeklerin yaşadığı en önemli cinsel sorunlar, erken boşalma, sertleşme problemi ve penis boyu sorunlarıdır. Genellikle uzmanlara bu konularda müracaat edilmektedir. Erken boşalma tıp literatürlerinde, sevişme esnasında varılan doruk noktasını, eşini tatmin etmeyi bekleyecek kadar uzatamama olarak tanımlıyor Erken boşalma sorununun dile getirilmesi güç ve göreceli bir kavram olduğundan rastlanma sıklığı konusunda yeterli bilgi

Erken boşalma, cinsel ilişki sırasında erkeğin vajinaya girmeden, giriş sırasında veya hemen girdikten sonra boşalması olarak tanımlanabilir. Bu durumda erkeğin boşalma süresini istemli olarak denetlemesi ve kontrolü bozulmuştur. Cinsel olarak sağlıklı olan erkekte boşalma refleksi üzerinde kontrollü denetim vardır. Kontrollü cinsel yaşam saatlerce boşalmadan kalmak veya eşinin orgazm olmasını beklemek değil, uyarılma ve haz durumundayken

Fobi Nedir?

Fobi kelimesi, Yunanca Phobos kelimesinden gelir. Phobos, Yunan mitolojisinde dehşet tanrısının adıdır.Fobi;normalde korku oluşturmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunma halidir.Kişi tarafından bu korkuların aşırı ve anlamsız olduğu bilinir ama kişi bunları engelleyemez.Mantıksal düşünmek fobide pek işe yaramaz.Çünkü fobi mantıktan daha ziyade duygularımızla ilgili bir durumdur. Korku ne işe

Fobi Çeşitleri

Sosyal Fobi Nedir? Agorafobi Nedir? Özgül Fobi Nedir? Sosyal Fobi Korku, insan organizmasının psikolojik ve fiziksel bütünlüğünü tehdit eden; içten ve dıştan gelen uyaranlara karşı gösterilen doğal bir tepkidir.   İnsanın kişisel bazı istek ve arzuları, toplumsal yargılar ve baskılardan dolayı yerine getirilemez. Bir kısım arzular zaten bilinç dışıdır. Sürekli benliği zorlamaya ve bilinç düzeyine

Çağımızda çok tıb gelişti.Yüz güldüren sonuçlar alınıyor  her gün.Çocuğu olmayan aileler tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olabilmekteler.Yüzlerce tüp bebek merkezi hizmet veriyor ülkemizde. Ama tüp bebek için bütün şartlarınız uygun olsa aşılama tutmayabiliyor. Çünkü doğumu etkileyen bir çok psikolojik faktörde işin içerisinde… İnsan zihni ve bedeniyle bir bütündür. İnsanın psikolojisi fizyolojisini etkiler. Zihin bedeni

Kekemelik ve Hipnoz

Konuşma zorluğu iki farklı nedenle oluşmaktadır.  A- Organik nedenler: Beyin yapısındaki sorunlar, ses tellerinin yapısal kusurları, ağız, dil, diş dudak kusurları. Bu tür nedenlerle yapıdan kaynaklanan tıbben organik kusurların çözümü ancak o sorunun çözümüyle konuşma işleminin düzelmesini sağlar. Hipnoz bu tür organik kusurlarda moral desteğinin ve kişisel eforun gelişmesini sağlar. B- Psikolojik nedenler: Yapısal olarak kusurlu olmayıp, psikolojik

Hipnoz ve Fazla Kilolar

İnsanlığın en büyük problemlerinden biri de şişmanlıktır. Amerika Birleşik Devletleri nüfusu giderek şişmanlıyor.Fazla kilo,obezite,şişmanlık gerçekten çağdaş insanın en büyük derdi… Bu sorundan kurtulmak için bir çok yöntem deneniyor. Bu alan büyük bir pazar… Değişik diyetler, ilaçlar, akupunktur…  Çözüm değişik yollarla aranır. Bütün bu denemelerin sonunda sonuç alınmaz yada alınan sonuçlar kalıcı olmaz. Çünkü fazla kilo,

Bilinçli Hipnoz

Gerizekalılar, bebekler, bunama derecesindeki ağır akıl hastaları dışında herkes hipnotize edilebiliyor. Yeter ki istekli olsun, aşırı bir tepki göstermesin. Çünkü hipnoz olayı kişinin kendi isteğiyle girdiği özel bir uyku hali. Öyle ki, hipnotize eden kişinin verdiği telkinlere kesinlikle duyacak bir duruma geliyorsunuz. Ama bu arada zihniniz çalışıyor çevrenizin farkındasınız. Ülkemizde özellikle tıp alanında hipnozun kullanılması kırk yılı

Pelteklik Nedir?

Küçük bir çocuğun peltek peltek konuşması sevimli olabilir ama uzun süren pelteklik bir konuşma sorunu sayılır. Çoğu çocuk yeni konuşmaya başladığında peltektir. Bunun nedeni çok basittir. Bazı sesleri, özellikle de “b”, “z” ve “r” seslerini çıkarmak, ötekilerden daha zordur. Çocuklar, konuşmayı öğrenmeye başladıklarında, hemen bütün sesleri yetişkinlerin çıkardığı biçimde çıkaramazlar. Konuşma yavaş yavaş öğrenilir. Çocuk günden güne

Sözcüklerdeki sesli ve sessiz bileşimlerinin oluşturdukları ses karşıtlığı farklı dillerde farklı bir öneme sahiptir. Bu nedenle peltek söylenen sesler, konuşulan dile bağlı olarak değişir. Başka bir deyişle, bir dilde çocuklar daha çok “f” harfinde güçlük çekerken, bir başkasında en çok pelteklik sorunu yaratan ses, “s” sesi olabilir. Sözgelimi “s” harfi ele alınacak olursa, sesin doğru bir biçimde

Sheehan (1958) kekemeliği, konuşma isteği ile sessiz kalma isteği arasındaki yaklaşma-kaçınma çatışması olarak açıklamaktadır. Sheehan, ebebeyinlerin çocukların konuşmasındaki yetersizlikleri ayıklamalarının bu çatışmanın temelini oluşturduğunu bildirmiştir. Sheehan kuramını geliştirirken; Johnson’ın kekemeliğin öğrenilmiş bir kaçınma davranışı olduğu konusundaki görüşlerinden ve kekemeliğin konuşma isteği ile sessiz kalma isteği arasındaki çatışmadan kaynaklandığına ilişkin Fenichel’in görüşlerinden etkilenmiştir. Yaklaşma kaçınma çatışması kuramı? a göre, kekemelik konuşmak ve

20. yüzyılın başlarındapsikanalitik kuram doğrultusunda, kekemeliğin, “ruhsal” bir bozukluktan (nevroz) kaynaklandığı görüşünün taraftar kaybetmesiyle birlikte, bozukluğun nörolojik kökenli olduğu görüşü ortaya atılmış ve kısa bir süre için de olsa  geniş ölçüde kabul görmüştür. Travis, kekemeliğe beynin bir yarısının diğer yarısı üstünde yeterli ölçüde baskınlığı olmamasının yol açtığını ileri sürmüştür. Bu kurama göre, kekemeliğin nedeni; ses, artikulasyon ve solunum

Psikanalitik ve bilişsel-davranışçı görüşler Psikoanalitik kuramda, kekemeliğin bireyin psikolojik öYküsündeki çatışmalardan öne sürülmüştür. Ancak bu durumu destekleyecek deneysel çalışmalar yetersizdir ve kişilikle ilgili yapılan çalışmalarda duygusal rahatsızlıkların veya nevrozun, kekemeliğin nedenselliğiyle ilişkisi olmadığı bulunmuştur. Freud (1960), psikodinamik faktörlerin konuşma patolojileri üzerindeki etkilerine dikkat çeken ilk araştırmacı olmuştur. Rousey ve Moriarty (1965), konuşma patolojileri ve psikolojik

Nörobiyolojik Mekanizmalar

West (1958), kekemeliğin duygusal strest ile tetiklenebilen nöbetlerin eşlik ettiği, epilepsiyle ilişkili konvülsif bir bozukluk olduğunu düşünmüştür. West, kuramını kekemeliği olan kişilerde kekeleme anında gözlenen kan-şeker dengesizliğiyle ilişkilendirmiştir. Bu kuram, kekemelikle ilişkili nöro-psikolojik, beyin dalgaları, kan kimyası, bazal metabolizma araştırmalarıyla ilişkilidir. Kekemeliğin nedenini, konuşma esnasında ortaya çıkan fizyolojik ve aerodinamik olaylarla açıklamaya çalışan araştırmacılar kekemeliğe,

National center for stuttering (ncs) kekemelik kuramı Amerika birleşik devletlerindeki ulusal kekemelik merkezi, kekemeliğin, ses telleri üzerinde odaklaşan gerilimden kaynaklandığına ilişkin görüşünü, yaptıkları klinik gözlemler ve araştırma bulguları doğrultusunda oluşturmuştur. Temel gerilim kaynakları ortaya çıktığında, ses tellerini kilitleme yatkınlığına sahip ohan kekeme kişilerde hava akışı kapanarak, ses telleri titreşimi engellenmektedir. Böylelikle oluşan bloğu açma çabasının sonucu ise ses ve

Klasik koşullanma kuramı (öğrenme kuramları) Klasik koşullanma kuramına göre kekeleyen birey, konuşmayı; anksiyete,korku ve sitres gibi olumsuz duygu durumlarıyla birleştirmektedir. Konuşma zorluklarının anksiyeteyi arttırdığı, bu durumun sonucunda da konuşmada kesintilerin ortaya çıktığı belirtilmektedir. olumsuz duygular klasik koşullanmakta böylece kaygı ve/veya korku akıcık hatalarında koşullu uyarıcı olmaktadır. Başka bir deyişle, öğrenilmiş kaygı ya da korkunun akıcılık

Kekemelik ve Nlp

Nlp’nin bir çok tanımı yapılabilir. Bunlardan bir kaç tanesini sıralayalım. Nlp: ‘Beynin öğrenmeyi ve deneyimi nasıl kodladığı ile ilgili bilim.’ Nlp: ‘Hayatın kalite ve etkinliğini geliştirme aracı olarak Davranışları etkileyen kalıpların tesbitine ve kullanılmasına odaklanan bir bildirişin modeli. Nlp: ‘Bir insanın, içinde yaşadığı dünyaya verdiği anlamı ve onunla ilgili bilişsel olarak anlayışını tasvir  etmek, yeniden

Kekemelik ve Eft, Emdr

Gary Craig Stanford üniversitesi mezunu bir mühendistir. 90’lı yıllarda Bu tekniyi geliştirmiştir. Eft bir enerji psikolojisi tekniyi diye tanımlanmaktadır. Eft ye iğnesiz akapunkturda diyenler vardır. Duygusal boşalım tekniyi de demek mümkündür. Enerji bedenimizdeki enerji akımının durağanlığı ve blokajları eft ile yeniden düzenlenebilir. Emdr : Bu standart yöntem, travmatik yaşantılara uğrama sonucunda genellikle bellekte dağınık bir biçimde

Enerji tekniklerinin temel görüşü; her varlık, evrensel yaşam gücü ile varlığını sürdürür. Bu yaşam enerjisi bedene çakralar yoluyla akar. Beden içerisinde bu enerjinin akış yollarına meridyenler ve bedenin çevresindeki enerji alanına da avra denir. Yaşam enerjisi hücrelere ve organlara sürekli akarak, onları tazeler ve çalışmaya devam etmelerini sağlar. Bu enerjinin akışı engellenirse (öfke, korku, endişe,

Iowa üniversitesi’nde başlayan yaklaşımın  iki temel amacı var; kekemelerin utanç ve anksiyete duygularını azaltmak ve kekeleme yollarını teğiştirmeyi öğretmek. Eski yöntemlerin çoğu kekelemeyi yasaklayarak onu korkulacak ve kaçınılacak bir şey haline getiriyorlar. Oysa Iowa üniversitesi’ndeki bu bakış açısına göre, kekemeye kekeleyebileceğini, ancak konuşmasını daha da bozacak kaçınma davranışları yani; korku, zorlama, gerilim olmadan kekeleyebilecekleri söylenmiştir.

Geri bildirimde bozulma kuramı (öğrenme kuramları) Gecikmiş işitsel geribildirim etkisi ile tedavi (Delayed auditory feedback- daf); görüşü, kekeleyenlerin kendi seslerini nasıl duydukları ile ilgilidir. Bu değişik kuramın kaynağı gecikmiş işitsel geribildirim etkisi ve beyaz ses etkisi olarak iki yeni olgunun ortaya çıkarılması olmuştur. Beyaz gürültü bir çok işitilebilen frekanstan oluşan bir sestir. Beyaz gürültü diğer

Edimsel koşullama yaklaşımını savunanlar bağzı tekrarlama ve uzatmaların tüm insanlarda (daha çok çocuklarda) gözlendiğinden ve iletişimsel stres anında meydana geldiğinden yola çıkarak kekemeliği tamamen pekiştreç ile açıklamaktadırlar. blank_pageBu yaklaşıma göre tekrarlamaların aileden arzu edilen ilgiyi çekmek ve dinleyicinin ilgisini kaybetmemek için kullanıldığı kabul edilmektedir. Böyleyece dinleyicinin verdiği tepkiler tekrarlamaları pekiştirmekte ve davranış daha sık görülmeye

Wendell Jhonson’nın diagnozojenik-semantojenik? kuramı, 1940-1970 yılları arasında en yaygın olarak benimsenen kekemelik kuramıydı. Diagnozozjenik kurama göre konuşmadaki takılmalar   normaldir, ancak takılmalardan kaçınma sonucu oluşan blok ve zorlanma davranışları konuşma bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Johnson tüm çocuklar için oldukça yaygın ve normal tepkiler olarak kabul ettiği bütün bu tekrarları ve uzatmaları, “akıcı konuşma hataları” kategorisinde toplamaktadır. Johnson’a göre zorluk,

Beklentisel kaçınma tepkisi kuramı (öğrenme kuramları) Jhonson’in “beklentisel zorlanma” zorlanma olarak da adlandırdığı bu görüşe göre kekemelik çocuğun normal takılmalardan kaçınma çabasıdır. Bu görüşe göre kişinin “zor” olarak algıladığı kelimelerle karşılaşınca takılmamak için çabalaması kekemeliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu görüşe göre kekemelik, kişinin kendinde konuşma güçlüğü olduğu inancından kaynaklanmaktadır. Johnson’in, kekelemeyi kaygılı beklentisel kaçınma tepkisi olarak açıkladığı kuramla

Kekemelik Tedavisi

TOP