Fobi Çeşitleri

/ / Fobiler
  • Sosyal Fobi Nedir?
  • Agorafobi Nedir?
  • Özgül Fobi Nedir?

Sosyal Fobi

Korku, insan organizmasının psikolojik ve fiziksel bütünlüğünü tehdit eden; içten ve dıştan gelen uyanlara karşı gösterilen doğal bir tepkidir.
İnsanın kişisel bazı istek ve arzuları, toplumsal yargılar ve baskılardan dolayı yerine getirilemez. Bir kısım arzular zaten bilinç dışıdır. Sürekli benliği zorlamaya ve bilinç düzeyine çıkmaya çalışır. Bu dürtüler çevresel baskılardan dolayı kişiyi sıkıntı ve korkuya sevk eder. Bazen benliğin savunma mekanizmaları devreye girerek istek ve dürtüleri korkulan bir nesneyle yer değiştirir. Böylece fobi dediğimiz korkularımız ortaya çıkar.
Bir de çok açık olarak diğer bir insandan, hayvandan veya herhangi bir durumdan gelen tehlike ve saldırı ile karşılaşabilinir. Bu durumda kişilerin korku duymaları çok doğaldır. İnsan bu pozisyonda ya bu tehlikeden uzaklaşmaya, kaçmaya ya savaşmaya ya da teslim olmaya meyleder.
Yeni ve yabancı olan her şey insana ürküntü verir. Deprem, sel, fırtına, gök gürültüsü gibi doğal olaylar, kazalar da insanları korkutur.
Çocukluk dönemi korkuların daha fazla yaşandığı ve algılandığı bir kesittir. Küçük çocuklar gerçekle hayali ayırt edemedikleri ve hep somut düşündüklerinden dolayı çok korkarlar. Bu yüzden onları torbacıyla, hortlakla, cinle, periyle korkutmamak gerekiyor.
İnsanoğlu içinden ve çevresinden gelen korkularla baş edip onları yene yene olgunlaşır.
Bedensel ve zihinsel yetenekler arttıkça korkularla baş etme daha kolaylaşır.
Herkesin kendisine göre bir korkusu olabilir.
Bireyin ebeveynlerinin korku düzeyleri, nelerden korktukları, bireyin kişiliğinde belli oranlarda yer eder. Çevresel şartlarda çocukları korkak ve ürkek şekillendirebilir.
Korkular, olaylar, durumlar ve objeler kültürel özelliklere göre de değişir.
Fobisi olan kişide fobi nesnesi ile karşılaşıldığında anksiyete (bunaltı) belirtileri ortaya çıkar. Bunlar:
– Göğüste ağrı ve büyük bir sıkıntı.
– Taşikardi (kalbin yerinden fırlayacakmış gibi hızlı çalışması).
– Titreme ve sarsılma, bazen bayılacakmış gibi olma.
– Nefes darlığı, boğazda düğümlenme, boğulma hissi.
– Baş dönmesi, düşecek veya bayılacak korkusu.
– Terleme.
– Kızarma, ateş basması.
– Bulantı, karın ağrısı.
– Elinde olmadan bir şeyler yapma korkusu.
Yukarıdaki belirtiler, esasında panik nöbetlerinde ortaya çıkabilen belirtilerdir. Fakat panik nöbeti (panik bozukluğu hastalığına bağlı olan nöbetler) herhangi bir fobi nesnesi olmadan ortaya çıkar. Çoğunlukla da bir kalp krizi gibi değerlendirilip kardiyologlara veya dahiliye uzmanlarına gidilir. Yapılan tahlillerde, çekilen kalp elektrolarında, ekokardiogramlarda hiçbir anormallik saptanmaz. Çoğu kere de bu hastalara “bir şeyin yok, kafayı takma” denir… Oysa hastanın bir şeyi vardır ve kafası doğal olarak takılmaktadır. Bu bir şey psikolojik-psikiyatrik bir hastalıktır ve panik nöbetleri iyi bir tedaviyle 3-4 haftada kontrol altına alınabilmektedir. Terapiste ulaşana kadar gereksiz onlarca tetkik yapılmakta, bir sürü zaman kaybı olmakta; korku ve panik daha da artmakta ve zamanla agorafobi dediğimiz tablo ortaya çıkmaktadır.
Fobiler içerisinde en sık görülen agorafobi olmakla beraber, özellikle bizim toplumumuzda “sosyal fobi” de çok yaygındır. Sosyal Fobi diğer insanların olduğu sosyal ortamlardan aşırı korku halidir. Diğer insanların sizi değerlendirip, yargılamasına duyulan korkudur.
Toplumda herhangi bir ortamda bulunurken, konuşurken, bir iş yaparken bu kişilerin yüzü kızarır, elleri titrer ve terlerler.
Sosyal Fobisi olan kişilerde, bu durumun sebep olduğu psikolojik ve fizyolojik belirtiler, yeni insanlarla tanıştırıldıklarında, eleştirildiklerinde, bir toplulukta herhangi bir sebepten dolayı ( sevgilisiyle buluştuğunda…) dikkat merkezi olduklarında, bir iş yaparken izlendiklerinde, toplum önünde konuşmaları gerektiğinde, otoriteyi temsil eden kişilerle bir araya geldiklerinde ortaya çıkar. Bu belirtilerden bazıları çarpıntı, yüz kızarması,
aşırı terleme, ağız kuruluğu, sinirlilik, olumsuz düşünce döngüsünün tetiklenmesi, titreme, kas seğirmeleri, yutkunma zorluğudur.
Sosyal fobisi olan insan sanki kendisini küçük düşürecek bir şey yapacakmış gibi bir düşünce içerisindedir. Bundan dolayı da bu kişiler toplum içine girmekten kaçınırlar. Girmek zorunda kaldıklarında ise yukarıda belirttiğimiz belirtiler ve sıkıntı ortaya çıkar.
Sosyal fobisi olanlar, kolayca utanan, göz kontağından kaçınan ve çevrelerinde içine kapanık, sinirli, mesafeli veya ilgisiz izlenimi uyandıran bir yapıya sahip olabilirler.
Ülkemizde çocuk yetiştirme biçiminde bastırma ve sınırsız itaat yöntemi benimsendiğinden, insanlarımız sosyal fobiye çok yatkındır.
Sosyal fobik insanlar tedavi olmadıkları takdirde; alkol, uyuşturucu bağımlısı olabilirler. Toplumdan sürekli kaçındıkları için sosyal ve mesleki hayatları felç olur. Depresyon geçirebilirler, intihar edebilirler…
Sosyal fobiyi yaşamınız boyunca geliştirme, yaşama olasılığınız % 13 ün üzeridir.
Dünyada psikolojik problemler görülme sıklığı sıralamasında sosyal fobi 3.sırada yer almaktadır…
Sosyal fobinin temellerinin atıldığı, beslenip büyütüldüğü yer zihninizdir. Sosyal fobi, düş gücünüzü, hayal gücünüzü, imgeleme yeteneğinizi,zihinde canlandırma yetinizi kendi aleyhinize kullandığınız bir durumdur.Bu sorunu yaşayan kişiler öncelikle kendileri ile ilgili sosyal ortamlarda çok olumsuz bir film senaryosu kurgularlar.Örneğin;Kişi bir konuyu işyerindeki arkadaşlarına sunacak….
-Bu konuşmayı patronuma ve arkadaşlarıma yapacağım.Hepsi de işten anlayan insanlar…Onların karşısında hata yapacağım.Zaten yüzüm hep kızarır.Şimdi oraya çıkınca yine turp gibi kıpkırmızı olacağım.Zaten ellerimin titremesini saymıyorum.Boğulup nefes bile alamayacağım…. Ben mahvoldum ya…
İşte çok iyi bir üniversiteden mezun olmuş olan bu kişi bu senaryoyu defalarca zihninde canlandırır, oynatır. Beynimiz gerçeklerle hayali ayırt edemediği, ikisini de gerçekten olmuş gibi algıladığı için bu senaryo bilinçaltında pekişir. Kişi konuşmaya çıktığı zaman bilinçaltı hemen devreye girer ve biyolojik, fizyolojik belirtiler kişiyi zorlamaya başlar. Hatta çoğu zaman konuşmayı tamamlayamaz.
Bu süreç negatif çalışıyorsa hipnoz, eft, nlp, imajinasyon gibi tekniklerle pozitif olarak da çalışabilir. Yani kişi olumsuz değil de olumlu bir senaryo yazarsa ve üzerinde çalışırsa beyin bu sefer olumlu yönde çalışır. Yapılması gereken nedir?
Öncelikle zihninizde, sosyal ortamlarda rahat, huzurlu, güvenli ve keyifli göründüğünüz ve hissettiğiniz bir film yapın. Zihninizdeki bu film işin en önemli kısmı. Bu nedenle film için zaman ayırın. Mümkün olduğu kadar net, renkli, sesli ve olumlu duygularla yüklü bir film yapın.Filmi istediğiniz renk,koku,şekil,tat,görüntü ile süsleyin. Birkaç tane değişik senaryo yazmanız işinizi çok kolaylaştırır.
Her gün sosyal ortamlara girmeden önce, mesela her sabah işe veya okula gitmeden önce bu filmi zihninizde baştan sona kadar seyredin. Bu işi dolmuşta, otobüste, arabada, otururken yada ayakta rahatlıkla yapabilirsiniz. En az 21 gün bu canlandırmayı yapın. Bakın göreceksiniz her şey daha güzel olacak.Yada hipnoz ve eft alma durumunuz varsa bir uzmandan yardım alarak bunu daha kısa sürede gerçekleştirebilirsiniz.

Agorafobi
Agorafobi, bir panik atağının yaşanması ya da panik atağı benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda, yardım sağlanamayabileceği ya da kaçmanın zor olabileceği ortamlarda ya da durumlarda bulunmaktan korkma olarak tanımlanır. DSM III-R‘ye göre agorafobi belli bir durumdan ağır kaçınma davranışı gösteren panik bozukluğudur. ICD-10’da ise asıl tanı agorafobidir ve bunda panik bozukluğu olabilir veya olmayabilir. Agorafobi bireyin herhangi bir yerde panik nöbeti geçirme ve oradan çıkamama, tıkanıp kalma, hiçbir seçeneği olmama korkusudur
Agorafobiklerin bulunmaktan kaçındıkları ortamlar için birkaç örnek:
– Evden uzakta olma: Birtakım kişiler, evlerinin çevresinde, belirli, güvenli bir uzaklık belirlerler ve belirledikleri uzaklığın ötesine geçmekte zorlanırlar. Seyrek de olsa, evden çıkmak tümüyle olanaksız bir duruma gelebilir.
– Kalabalık yerler: Süpermarketler, sinemalar, tiyatrolar, alışveriş merkezleri, spor etkinlikleri.
– Tüneller, metrolar, dar, basık ve küçük odalar, asansörler, uçaklar, otobüsler, uzun bir sırada bekleme.
– Kapalı yerler ve kaçmanın zor olabileceği yerler: Oda,asansör,nezarethane,hapishane.
– Araba kullanma: Uzun yollar ve köprüler, karışık trafik. Arabada yolcu olmakta da zorluk çekebilirler.
– Tek başına olma: Özellikle yukarıda sözü edilen durumlarda, tek başlarına kalmakta zorlanırlar.
Özgül Fobiler
Özgül fobiler belli obje ve durumlara karşı aşırı korku duymak olarak tanımlanabilir. Ya da özgül fobi için, açıkça görülen nesne ve durumlardan belirgin, sürekli ve anlamsız korku duyma halidir diyebiliriz. Korku duyulan obje ve durumla gerçek hayatta karşılaşma veya televizyon ve gazete gibi basın yolu ile karşılaşma aynı şekilde korku yaratabilir. Özgül fobiler genelde çocukluk çağlarında başlar.Fakat yetişkinlikte de ortaya çıkabilirler.
DSM-IV tanı kriterlerinde, korkuyu başlatan etkenler esas alınarak özgül fobinin 5 alt tipi tanımlanmaktadır.
Durumsal Tip: Korkuyu toplu taşıma araçlarında bulunma, tüneller, köprüler, asansörler, uçak yolculuğu, araba kullanma gibi durumlar başlatmaktadır. En sık çocuklukta ve yirmili yaşların ortalarında görülür.
Kan-enjeksiyon-yara tipi: Korkuyu kan, yara, enjeksiyon ya da invaziv tıbbi girişimler başlatır. Genellikle ailevidir ve çoğu zaman güçlü bir vazovagal tepki ile belirgindir. Hastaların % 75’i bu durumlarda karşılaştıklarında bayılırlar. Korku nedeniyle müdahaleden kaçınma, diş ya da beden sağlığının bozulmasına neden olabilir.
Hayvan Tipi: Korkunun nedeni hayvan ya da böceklerdir. Genellikle çocuklukta başlar.
Doğal Çevre Tipi: Korkuyu fırtına, yüksek yerler, su gibi doğal koşullar başlatmaktadır. Genellikle çocuklukta başlar.
Diğer Tip: Tıkanıp boğulmaktan, soluğun kesilmesine, kusmaya ya da hastalığa yakalanmaya yol açabilecek durumlardan, yüksek ses ya da masal kahramanlarından korkma ile belirli özgül fobi alt tipidir. Boğulma korkusu beslenme bozukluğu oluşturacak şiddette olabilir.
Özgül fobiler genellikle tehlike oluşturan bir tecrübeden sonra ya da tehlikeli olduğu konusunda bilgi edinilen nesne ya da durumlara karşı gelişir. Fobik uyaranın gerçekten tehlikeli bir yönü vardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP