Psikanalitik ve Bilişsel-Davranışçı Görüşler

/ / Kekemelik

Psikanalitik ve bilişsel-davranışçı görüşler Psikoanalitik kuramda, kekemeliğin bireyin psikolojik öYküsündeki çatışmalardan öne sürülmüştür. Ancak bu durumu destekleyecek deneysel çalışmalar yetersizdir ve kişilikle ilgili yapılan çalışmalarda duygusal rahatsızlıkların veya nevrozun, kekemeliğin nedenselliğiyle ilişkisi olmadığı bulunmuştur. Freud (1960), psikodinamik faktörlerin konuşma patolojileri üzerindeki etkilerine dikkat çeken ilk araştırmacı olmuştur. Rousey ve Moriarty (1965), konuşma patolojileri ve psikolojik durum arasındaki ilişkiye vurgu yapmışlardır.
Cantwell ve Baker(1991) çocuk ve yetişkin psikiyatrik problemi olan nüfusta, konuşma bozukluklarının yüksek oranda olduğunu göstermişlerdir. Aynı şekilde Gravell ve France (1991) ve Prizant ve Meyer (1993) tarafından yapılan benzer hipotezli çalışmalarda da psikiyatrik problemi olanlarda konuşma bozukluklarının daha yüksek oranda olduğu bulunmuştur.
Bilişsel-davranışçı psikolojik modelde kekemelik, klasik ve edimsel koşullanma prensiplerine göre açıklanmıştır. Bu iki faktörü teoride bireyin konuşma akıcılığındaki başarısız durumlar ile baş etme mekanizmasında; tekrarlar, ses uzatmaları ve ikincil davranışları kullandığı öne sürülmektedir. Öte yandan, semantojenik veya diagnostik kuram olarak adlandırılan teoride problemin ana kaynağı; çocuğun konuşma akıcılığındaki normal takılmaların ebebeyinler tarafından kekemelik olarak etiketlendirilmesiyle ilişkilendirilmiştir (Kaplan ve Sadock, 2005). Buchel ve Sommer (2004) iki faktörlü teoriyi; ilk faktörün daha çok yapısal veya fonksiyonel santral sinir sistemi anormalliklerini kapsadığı ve ikinci faktörün de öğrenme mekanizmalarına bağlı pekiştirme mekanizmaları ile ilişkili olduğu şeklinde yorumlamışlardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP