Hipnoz ve Fazla Kilolar

/ / Hipnoz

İnsanlığın en büyük problemlerinden biri de şişmanlıktır. Amerika Birleşik Devletleri nüfusu giderek şişmanlıyor.Fazla kilo,obezite,şişmanlık gerçekten çağdaş insanın en büyük derdi… Bu sorundan kurtulmak için bir çok yöntem deneniyor. Bu alan büyük bir pazar…
Değişik diyetler, ilaçlar, akupunktur…  Çözüm değişik yollarla aranır. Bütün bu denemelerin sonunda sonuç alınmaz yada alınan sonuçlar kalıcı olmaz. Çünkü fazla kilo, şişmanlık bir semptomdur, belirtidir, sonuçtur. Kilo probleminin temelinde kişinin kendini güvende hissetmemesi vardır.
35 yaşında gayet güzel öğretmen bir bayan… Gitmediği doktor, diyetisyen kalmamış.130 kilo civarında…
– En fazla 10 kilo veriyorum ama en kısa sürede geri alıyorum fazlasıyla bu kiloları, diyordu.
Gittiği merkezlerde ilaç verilmiş. Yiyeceği yemekler ve miktarı belirlenmiş ama sonuç yok… Hipnozla sorunun kökenine indiğimizde bayan babasından nefret ediyordu. Çok şiddetli iç çatışmalar yaşıyordu. Baba baskıcı ve otoriter biriymiş. Babaya duyduğu
kızgınlık ve öfkeyi bütün erkeklere genellemiş bilinçaltı… Erkeklere güvenmiyor bayan. Ama genç ve güzel olduğu içinde erkeklerin bakışı dahi kendisini rahatsız ediyor. Ne yapsın? Bilinçaltı çözümü bulmuş… Bu güzelliği deforme edecek, bozacak… Kilo aldıkça görüntü çirkinleşiyor ve erkekler kendisini rahatsız etmiyorlar artık…
– Yemek yemeyi çok seviyorum. Yemek yiyerek rahatlıyorum. Mutlu oluyorum çikolata yiyince, diyordu. Aslında bayanın doyurduğu karnı değildi. Bayan duygularını doyuruyordu. İşte psikolojik kökenli şişmanlığın temelinde bu ve buna benzer duygular vardır. Şimdi siz bu duyguları temizlemediğiniz müddetçe fazla kilo ile mücadele edemezsiniz. Hayatınızdan memnun değilsiniz, işleriniz kötü, sıkıntı ve stres yaşıyorsunuz… Yemek yiyerek rahatlarsınız. Bu da size kilo olarak geri döner. Kilo almanızın sebebini ortadan kaldırdığınızda sonuç otomatikmen değişir.
Yemek yeme ihtiyacımızı belirleyen bazı faktörler vardır. Bunlar;
a-Açlık hissi: Ne zaman yiyeceğimizi belirler. Her canlının hayatını devam ettirmesi için yemesi gerekir. Bu canlının yaşamı için önemlidir. Her gün üç öğün yemek yiyoruz. Çünkü yemeye ihtiyacımız var.
b-Aşerme: Belli bir dönemde belli yiyeceklere duyulan istektir. Ne yiyeceğimizi belirler. Bayanlar genelde aşerme döneminde olmadık şeyleri yemek isterler. Burada açlıktan daha ziyade bazı yiyeceklere duyulan istek vardır.
c-Tokluk hissi:  Bu duygu ne kadar yiyeceğimizi belirler. Sofraya oturduğumuzda masadakilerin hepsini yiyeceğimizi zannederiz. Ama bir süre sonra da doygunluk, tokluk hissi oluşur. Uzmanlar doygunluk hissinin insanlarda ilk 10 dakikada oluştuğunu belirtmektedirler. Bunun için acele değil de yavaş yavaş yemek yemeyi önerirler.
Bilinçaltı terapileri ile bu üç faktör yeniden yapılandırılır, programlanır. Örneğin; yemek yemenizi tetikleyen olaylar, renkler, şekiller vb. vardır. Bu objelere karşı bilinçaltınız yeniden düzenlenir. Yemek yemeyi tetikleyen şeyler ayıklanır. Tetikleme durumu ortadan kaldırılır. Bilinç ve bilinçaltının etkisini şöyle bir örnekle açıklayalım. Normal günlerde her öğün yemeğinizi yersiniz. Ramazan ayı gelir. Oruç tutuyorsunuzdur. O gün sahura kalkarsınız. Sabah olur işinize gidersiniz. Her gün öğle yaklaşırken acıktığınızı hissetmişsinizdir ama oruç tuttuğunuz gün öğle vakti açlık hissini duymazsınız. Çünkü iftara daha çok vardır. Oruç tutmaya niyet ettiğiniz için vücut kendini akşam iftara göre ayarlar. Değişen tek şey sizin niyetinizdir. Ramazan biter yeniden öğle vakti açlık hissi duymaya başlarsınız. Yiyeceklerin bol bulunduğu mekanlarda dolaşmak yemek yeme isteğinizi tetikleyebilir. Çevredeki uyarıcılar sizi olumsuz yönde etkileyebilir. Sürekli tıkıştıran birinin yanında sizde yeme hissi duyabilirsiniz. Yeniden yapılandırılan bir bilinçaltı hayatınızı değiştirebilir. Siz fazla yemeyi öğrenmişsinizdir. Düzenli yemeyi de öğrenebilirsiniz. Bu bir alışkanlıktır ve alışkanlıklar değiştirilebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP