Depresyon Türleri Nelerdir?

/ / Depresyon

Maskeli Depresyon: Sınıflamalarda yer almamakla beraber klasik kitapların çoğunda yer alır. Bu durumda klasik depresyon belirtileri yerine, bedenin değişik yerlerinde ağrılar, sızılar, uyuşmalar, karıncalanmalar, hissiyat azlığı, karakter bozuklukları, seksüel alanda ve beslenme ile ilgili davranışlarda bozukluklar; alkolizm, madde bağımlılığı gibi sorunlar ön plandadır. Yani temeldeki depresyonu bu şekilde (maskeli şekilde) dışa yansımıştır.

A tipik Depresyon: Hastada depresif duygu durumu dikkati çekmekle beraber, diğer belirtiler “tipik” depresyon belirtilerine uymaz.
–  Gün içi değişimler görülür.
–  Kişilik yapısı, takıntılara saplantıları yatkın insanlarda takıntılar, saplantılar, kuruntular ön plana çıkar. Örneğin; su muslukları, tüpün, düğmesi, ütü fişi sürekli kontrol edilir. Bazen yoldan dönülüp tekrar tekrar bakılır.
–  Bedendeki fizyolojik değişiklikler organlardaki bir bozukluğun habercisi gibi değerlendirilir ve bedensel uğraşılar artar.
–  Çeşitli korkular geliştirilir.
–  Dışarıdan gösteri, rol gibi algılanacak davranışlar görülebilir.
–  Atipik depresyonlu insanlar her zamankinden fazla uyur ve fazla yemek yerler. Aşırı kilo alırlar.
–  Kollarda ve bacaklarda aşırı bir güçsüzlük vardır.
–  Beklenmedik bir şekilde alkole, maddeye, kumara düşkünlük.
–  Aile ve iş yaşamından uzaklaşma.
–  Açıklanması güç cinsel uyumsuzluklar dikkati çeker.

Çocuklarda ve Gençlerde Depresyon: Çocuklarda ve gençlerde tipik depresyon belirtileri olmayabilir. Daha çok davranış ve tutum değişiklikleri belirgindir. Aşırı ağlama, hırçınlık, asi davranışlar, çabuk sinirlenme; alkol ve uyuşturucu kullanımına başlamanın temelinde depresyon olabilir.
Yaşlılarda ve Menapoz Sonrası Depresyon:
–  Kadınlarda daha sık görülür.
–  Depresyonun tipik belirtileri olmakla beraber; ağır bunaltı (anksiyete), sıkıntı, özellikle sabah sıkıntısı, uyku bozukluğu ön plandadır.
–  Aşırı telaş ve tedirginlik vardır.
–  Sıkıntıdan dolayı sürekli eller ovuşturulur ve yerinde duramama, dolaşma hali vardır.
–  Bedensel uğraşılar daha fazladır.
–  İntihar düşünceleri yoğundur.

Doğum Sonrası Depresyonları: Doğumdan sonra annelerde görülen depresif tabloya “puerperal depresyon” denmektedir. Bazı anneler doğumdan sonra, gelip geçici ağlama nöbetleri, güçsüzlük, halsizlik, sıkıntı, üzüntü, bebeğe karşı ilgisizlikle karakterize “bebek hüznü” denen bir durum yaşarlar. Destekleyici tedavilere olumlu yanıt verirler.
Doğum sonrası bir ile üç ay içinde gelişen; karamsarlık, üzüntü, yetersizlik; hiç bir şeyden zevk alamama, çocuğa, ev işlerine bakamama hallerinde tam bir depresyon geçirilmektedir. Ciddi tedavi gerektirir. Hastaların çoğu tedaviyle düzelir. Bazılarında depresyonun bazı belirtileri uzun süre kalabilir.
Distimik Bozukluk: Eskiden nörotik depresyon, depresif kişilik, nevrasteni diye nitelendirilirdi. Hastalarda en az 2 yıl süren ve çok ağır olmayan depresyon belirtileri vardır. Uyku bozuklukları, hiç bir şeyden mutlu olamama, müzmin karamsarlık hali, halsizlik, yorgunluk; istek ve ilgi azlığı, güvensizlik hissi, bedensel yakınmalar dile getirilir. Bu bozuklukta bir kaç gün, birkaç hafta iyilik dönemleri görülebilir. Ancak bu iyilik dönemleri 2 ayı geçmez.
Postpsikotik Depresyonlar: Şizofreni gibi gerçeği değerlendirme yeteneğinin bozulduğu “akıl hastalıklarında” da zamanla depresyon gelişebilir.
Organik Nedenlerle Bağlı Depresyonlar: Birçok fiziksel bozukluğa bağlı depresyonlar görülmektedir. Örneğin: Hormonal sistemdeki bozukluklar, Nörolojik bazı hastalıklarda (örneğin parkinson, multipl skleroz) kan hastalıklarında, kanserlerde, enfeksiyon hastalıklarının bazılarında, kaza ve ameliyatlardan sonra depresyon gelişebilmektedir. Uzun süre kullanılan tansiyon düşürücü, ülser giderici bazı ilaçlar, bağımlılık yapan uyarıcı ve uyuşturucular, kortizollü ilaçlar da depresyon oluşturabilirler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP